• Metallica: Some Kind of Monster

    Metallica: Some Kind of Monster

    ★★★½

    Müziklerini dinleyerek büyüdüğüm adamların üretim süreçlerini, birbirleriyle olan ilişkilerinin dinamiklerini ve onları koyduğum kaideden indirip bu ikonik isimleri, doğruları ve yanlışlarıyla, mücadele ettikleri kendi şeytanlarıyla birer insan olarak görebilmemi sağlayan bir belgesel oldu. Öte yandan grupla ve müzikle kurduğum kişisel bağ olmasaydı bu denli beğenir miydim emin değilim. Genel olarak kopuk hissettirdi, anlatısını zayıf buldum ve daha iyi kurgulanabilirmiş hissiyatını aşamadım. Yine de eşsiz bir hikaye ve deneyim, kaçırılmaması gerek.

  • First Blood

    First Blood

    ★★★★

    Stallone gençliğinde neymiş öyle.. İngilizcesi ağır aksanlı, aktörlüğü ise tam bir felaket ama yakışıklı G.I. Joe.
    Filmi hep Vietnam’da dehşet saçan kahraman amerikan askeri diye hayal ederdim, açıkçası şaşırdım. İzlemeye değer bir kült film olduğu kesin.

  • Funny Games

    Funny Games

    ★★

    This review may contain spoilers. I can handle the truth.

    Haneke’nin şimdiye dek izlediğim, olmamış tek filmi. Diğer filmleri ise o kadar iyi ki bu hayal kırıklığı daha büyük oldu benim için. 

    Bu film bir şiddet ve medya manipülasyonu eleştirisi ise, bunu şiddet ve medya manipülasyonu (self-reflexive öğeler, vb.) kullanarak yapması en büyük tutarsızlığı. Haneke’nin seyirciyi provoke etmeyi seven bir yönetmen olduğunu bilmemize rağmen, bu filmde salt kendi kişisel hazzı için seyirciyi provoke ettiğini düşünüyorum. Özetle yönetmen, anlatacaklarını daha iyi anlayabilirdi bence. Haneke ise tartışma yaratmayı, seyircideki karşılığı nefret etmek…

  • The Queen's Gambit

    The Queen's Gambit

    ★★★★

    Çok iyiydi ya. Satranç biraz yumuşak karnım olduğu için taraflıyım tabii, misal gene açtım kombinezon çalışıyorum. Bir de o kıyafetler o renk paletleri nedir, ba-yıl-dım. Bi daha çekseler bi daha izlerim vallahi.

  • The 15:17 to Paris

    The 15:17 to Paris

    ★★★

    İçimiz dışımız Amerikan kahramanı olmadı mı ya zaten, yetti biraz sanki ama gene siz daha iyi bilirsiniz kovboy bey

  • The Covenant

    The Covenant

    Netflix’de görüp okumadan etmeden açtım, pişmanım

  • Climax

    Climax

    ★★★

    Yordunuz Gaspar Bey

  • Best Worst Movie

    Best Worst Movie

    ★★★★

    Amerikalılar cidden delirmiş

  • Demolition Man

    Demolition Man

    ★★★½

    Şimdi sıfırdan izlesem bir şey ifade etmez ama çocukken, dublajlı haliyle tv’de izlemiştim. “Fare... fareburger mi?” repliği hala dublaj sanatçısının sesiyle kulağımda. Keşke yaşlanıp hepten sapıtmasaydın Sylvo baba.

  • Big

    Big

    ★★★★

    Ya siz minnoş musunuz

  • The Platform

    The Platform

    ★★★

    Kör göze parmak... Kanırta kanırta işlenen sembolizmin kıymeti kalmıyor bence. Fikir güzel, oyunculuk ve rahatsız edicilik (özellikle yemek sahnelerindeki foley sesler) güzel, sanat yönetmenliği güzel. Ama o kadar işte. Etrafındaki dünyayı yeni yeni tanımaya başlayan gençlerin “abiii kesin izleee” diyebileceği bir film. Bana filmin kendisinden çok, onun aniden kazandığı popülarite ve bunun sebepleri daha ilgi çekici geliyor.

  • Jaws

    Jaws

    ★★★★

    Korku filmi bekliyordum, oysa daha ziyade Old man and the sea’yi hatırlattı. Nihayet izledim, izlemeyen eşe dosta öneririm.